Arka bahçede futbol sahasından parmaklıklar ile ayrılmış eğimli bahçeyi hatırlarsınız. Şimdi orada İELEV'in anfisi var. ( Kar yağınca, kıçının altına bir tahta parçası bulanın kızak kaymaya gittiği, 30 - 40 metrelik yokuş alan. Bab-ı Ali yokuşuna bakan duvar ile bitiyor.).Yokuşun orta yerinde bir ağaç var. Ata ile ben o ağaca tutunur, yanımızdan kayarak geçenleri paçasından tutup, ters çevirirdik.Başaşağıya kaymanın zevki bir başka oluyordur her halde. Bir de bitişte o duvar olmasaydı. Ama pek çok kişi böylece kafasının duvardan daha sağlam olduğunu ispatlamış oldu.
Tayfun Sayar(6.2.2007)


Arka bahce maceralarina gelince, senin oradaki hareketliligine pek ayak uyduramadigim icin oralara fazla yanasmazdim. Hele 1-C veya 2-C de Sabri Derman’in o arka bahcede yukaridan asagiya yuvarlanan at arabasi tekerlegine salladigi mizrak misali sivri cit demirinin donen tekerlekten yon degistirip karsi tarafta vaziyet alan Firt Ferit’in kulagini ve sakagini delip, sag kalmasindan sonra o bahceye hic ugramadim bile... Ne zamana kadar, Feyyaz Ersin’in Lise 1 de herhalde, aldigi bir tart cezasini eve duyaramadigi icin arka bahcede kurdugu otagiya battaniye goturune kadar...Ceza suresince orada yatip kalkmisti, kulaklari cinlasin... Tabii bu hikayeleri kahramanlarinin agzindan dinlemek icin illaki R&R&B sofrasinda olmak gerekmez, yazili sunarlarsa bizden sonraki nesillere de intikal eder.
Süheyl Açıkel (6.2.2007)

Bahsettiğin tekerlek, başlangıçta bir at arabasının ,iki tekerlek, orta demir çubuk ve üzerindeki yayları ile komple bir aksamı idi. Yokuşun üstünde onun orta demirine oturur ve'' BEN HUR '' edası ile düşene kadar yokuş aşağı giderdik. Şimdi düşünüyorum da bayağı zor bir denge olayı..
O Pazartesi annemin yeni aldığı mavi çizgili keten pantolon ile geldim, ara teneffüsde hemen tekerin üzerindeyiz. Sırayla biniyoruz, yanımda muhtemelen Tunaya ve İsmet var. Bindiğim anda sırt üstü düştüm. Arka cebime kazara takılmış tekerlekler de pantolondan 15 cm eninde bir şeridi yırtarak gidiyor, güç bela yakaladık ama ayak bileğime kadar iki yerden yırtılmış. O haftayı eşofman ile geçirdim. Hafta sonu pantolon örücüye gitti. Dayak yemiş de olabilirim. O hafta kızgınlıkla taş ile vura vura tekerlekleri birbirinden ayırdım. Bu defa da senin anlattığın ,tekeri yuvarlayıp mızrak ile vurma oyununa başladık, ta ki Ferit'in başına anlattığın kaza gelip tekerlekler okuldan uzaklaştırılıncaya kadar..

Yemekte Sabri ve Ferit ile olayı yad ettik. Ferit ilave yaptı. Hastaneye her ikisinin de babasını çağırmışlar. Sonradan gelen Ferit'in babası telaş ile sormuş: '' Ne oldu?' Sabri'nin babası O'nun heyecanını yatıştırmak için olsa gerek '' Önemli değil, oğlumun attığı KÜÇÜK bir ÇİVİ oğlunuzun kulağına gelmiş '' diye yanıtlamış. Küçük çivi dediği 1,5 m boyunda 3-4 kilo gelen ucu sivri parmaklık demiri....Her ikisininde verilmiş sadakası varmış. Şaka değil, o demir insanın göğsüne rastlasa sırtından çıkar.
Sevgiler Tayfun (7.2.2007)

Ferit in kulaginin yarilmasi olayinda benim de kabahatim var. O demiri mizrak gibi atmaya baslayan bendim. Sabri atinca bir talihsizlik oldu iste, ne yaparsin.
302 Horoz Bülent (8.2.2007)

Bülent'ciğim,
Simdi oldu iste, yillardir senden bu itirafi bekliyorduk...Koca demir cubugu korkuluktan sök, mizrak gibi salla, patlamamis el bombasini resim odasinin altindan cikar, benim saf ana kuzusu arkadaslarimin onune koy...Tabiiki sinif fedailigine de soyunup manyak Suha'nın onune cikacaksin, sen fizik ve kafa olarak bizlerden birkac yil ilerdeydin, bizler de saf saf seni ornek alip mizrak sallamaya, el bombasi kullanmaya özeniyorduk, ama yuzumuze gozumuze bulastiriyorduk; olmeden,sakat kalmadan okuldan cikabildigimize sukur...
Süheyl (9.2.2007)