Kadir Uğur (303) 10.Temmuz.2006
Degerli arkadaslarim,,
Biraz evvel acı haberi aldım. Kimya hocamız her BEST aramızdam ayrılmıştır. Vasiyeti üzerine kimseye haber verilmemiş ve mezari ananim olarak yapılmıştır. Allah toprağını bol etsin, yakınlarına sabır versin, hepimizin başı sağolsun.
Hepinizin gözlerinden öper, sizlere uzun ömürler dilerim.
Sevgilerimle

Tuncay Çaylı (153)
Topragi bol olsun.

Haldun Ertürk (139)
Topragı bol olsun...6 yı aşamamıştım kendisinden , ama 25 yıl hayatımı kimya sektöründen kazandım...bize emek veren herkese sonsuz saygılar...yaşayan va yaşamayanlara

Tunaya Kalkan (212)
Gercekten duygulandim. Isini cok ciddiye alan biri idi. Her insan gibi hatalari olmustur. Onun Acar Baltas ile ilgili anilari cok ilginctir. Kendisi anlatir sanirim. Topragi bol olsun. Cogumuza emegi gecmistir.

Esat Erkılıç(145)
H.Best benim en saygi duydugum ögretmenlerimizden biri idi.
Yalniz Kimya degil,bize Biyoloji dersine de gelirdi ve cok renkli ders anlatirdi. Hafta sonlari gittigi Belgrad Ormanlarindan Salamander ler, yilanlar getirir,derste onlari göstererek,sadece resimlerinden degil,gerceklerini tanimamizi saglardi.
Bir gün de 1.kattaki anfi seklindeki dershanede getirdigi yilanlardan biri kacmis ve anfi icinde kaybolmustu,tüm ders yilani aramakla gecmis ve bir heyecan yasamistik.
Topragi bol olsun.

Alp Orçun (167)
Herhalde Lise 1'deydi ...
Öğleden önceki ders kimyaydı ve laboratuardaydık. Best, bir deney yapıyor, biz de izliyorduk; ancak,tüpü sallıyor, sallıyor, yine de deney bir türlü tutmuyordu. O sırada zil çaldı. Tüm öteki sınıflar yemeğe koşuyor, fakat, Best'in deney sonuçlanmadan bizi bırakmaya niyeti olmadığı anlaşılıyordu. Birden aklıma geldi;
- Warum erwaermen Sie nicht, das Reagenzglas, dedim.
Yüzüme baktı; sonra Bunsenbrenner'i yakıp tüpü üstüne uzattı ve beklenen reaksiyon, oldu.
Sınıfa, çıkma izni verirken bana da, kalmam için işaret etti.
-Warum sollte ich erwaermen, diye, pattadanak sordu.
-Um den Prozess zu beschleunigen, dediğimi bugün gibi hatırlıyorum.
Not defterini açtı, numaramı sordu ve bir 10 attı.
Benim, sadece bu nedenle değil, gerçekten sevdiğim ve kendisinden birçok şey öğrendiğim bir hocaydı. Sevdiğim tek kimya hocasıydı, diyebilirim.
Onun, Güney Amerika'dan getirdiği yün ipliğinden bükme boyun bağını da ilk, Yavuz Sabuncu ile ben taklit etmiş ve Dazlak'ın gazabına uğramıştık.
Gözlüğü kırıldıktan sonra, siper savaşına nasıl devam ettiğini, hatırlarsınız, değil mi?
Bu akşam, onu anmak için bir kadeh rakı içeceğim.

Kadir Uğur
Rakı Cola icerdi adina da rakola derdi.
O zaman rakiyi bu akşam cola ile ic. Klüp rakisi olmasi gerekiyor.

Celal Emir (159)
Son derece ADİL bir insandı, bende kalan en büyük izlenim, herkese eşit davranması idi. Mekanı cennet olsun,bir yakınını (oğullarını) bulabilsek ve başsağlığı dileyebilsek iyi olurdu.

Kadir Ugur
hanimini veya oglu Holger Best i bulabileceginiz koordinatlar:
Tlf: 0049632183480
adress
Freiheitstr 81
67434 Neustadt an der Weinstrasse


Sabri Derman (301)
Best’in her sömester sonunda bir kere renkli slide gösterisi yaptığını hatırlarsınız. Dünyanın dört bir yanından nefis resimler!
Hikmet Feridun Es’den başka gezgin tanımadığımız bir zamanda, renkli resim çekmenin ayrıcalık olduğu bir devirde!
Bir gün dersten sonra gittim, “ailem Avrupa’da yakında dönecekler, sizin gibi resim çekmek için nasıl bir makina önerirsiniz?” diye sordum. “Orta sınıf bir SLR!” dedi. Ben de öyle yaptım ve bugüne kadar süren fotografçılık sevdamı tutuşturan adam oldu!
Çok yönlü, çok kültürlü hocalardan okuma/öğrenme sevgisi kazandım. Best ile birlikte bana emeği geçen, bilgi ve görgümü arttıran bütün hocalarıma, talebelerime, arkadaşlarıma minnet ve şükran borçluyum. Best’ in yeri de “itikatınca” cennet mekan olsun!

Süheyl Açıkel (125)
      Best kisiligi ile hepimizi etkilemis bir hocamizdi. O yüzden bizler de onun derslerine azami itinayi gösterir, dersleri can kulagi ile izlerdik. Kendisi meslegine gonulden bagliydi ve cevre de ona bircok arastirma imkani veriyordu. Uzunca tatillerden birinde diger Alman hocalardan birisiyle Manyas Kuş Cennetine gitmişler ve rahmetli Güray’da (107) onlari babasinin imkani nedeniyle Karacabey Harası’nda ağırlamıştı. Bu evsahipliği nedeniyle Güray çok heyecanliydi , ama Best derslerdeki adaletinden Guray’a hicbir iltimas yapmamisti. Yine birgün birkac arkadaş Best’in Ulus’daki evlerine uğramıştık. Rahmetlinin fena halde nezleden yattigi belliydi, ama bizleri geri çevirmedi, buyur etti. Ikram olarak da Coca Cola vermişti. Ben de her zamanki espri hevesimle ‘gibt es Prezipitaet?’ diye bardağı salladım ve Cola’nın bir kısmı yerlere döküldü. Tabii espri tam bir kabusa dönüştü. Hemen mutfağa koşup bez getirdik ama çok mahcup olduğumu hatırlıyorum. Best tabii her zamanki olgunluğu ile olayın üstünde hiç durmamıştı.
        Osman Varol, kulaklari cinlasin, Best’e hayrandi ve o yün boyun bağından temin etmiş ve yakasına fiyakalı bir şekilde bağlamış, sınıfa da gülücükler atıyordu. At Mehmet derste farketti ve bu işe çok bozuldu ; ‘işimiz gücümüz taklitcilik, başka birşey bilmeyiz’ diye birhayli söylenmisti.
Toprağı bol olsun, böyle guzelliklerle anılmak hepimize kismet olsun...

Ateş Ülker (165)
      Kimya,Astronomi ve Biyoloji derslerinde Öğretmenlik yapmış Herr Best için çok güzel yazılar yazıldı.Bu yazılanlara katılıyorum.Hocamız Adaleti seven bir insandı . Dürüst olmak, Ona göre çok önemliydi.Onu en çok kızdıracak olay belki de kopya girişimiydi . Derslerde, fen bilimlerinde deneyin önemini vurgulamak istiyordu . Bizim zamanımızda labarotuvar imkanları kısıtlıydı . Ama O, bize yararlı olmak için elinden gelen deneyleri yapıyordu . Yılanın bahçeye kaçtığı derste ben de vardım!
      Hepimizin anıları vardır . Benim numaram 165 idi . Birinci grubun son numarasıydım . Yoklama yaparken "162,163,164" diye numaraları sayar ve bana sıra gelince "165" demez,"und der Schachspieler.."diyerek yoklamayı bitirirdi.Oğlu Eike Best bizlerle akrandı . Eike Best de satranççı idi . Hatta Satranç problemi kompozitorüydü.
Allah rahmet eylesin.Mekanı Cennet olsun.Yakınlarının ve hepimizin başı sağ olsun..

Tekin Arcayürek (139)
     Yakışıklı hocamız Best'in toprağı bol olsun. Benim de sevdiğim hocalardan biriydi. İki anı da benden :

Anı 1 :
Yıl 1968. 6 Edebiyat sınıfı toplam 12 kişi. Ders çalışmaktan hoşlanmayan tüm "ellemeler" bir araya toplanmış. Best bir biyoloji dersine Mısır'da bulunduğu sırada edindiği ve evindeki Terrarium'da beslediği iki iri akreple geldi. Akreplerin biri soğan rengi, diğeri kapkara, ikisi de elim kadar. Best bu akreplerin soktuğu insanın yaşama şansının çok düşük olacağını söyledi ve herkesin incelemesi için ağızlarına bez gerilmiş kavanozları sınıfa verdi. Bir süpürge çöpünü kavanozun bezindeki delikten sokarak akrebin incecik çöpe iğnesini nasıl büyük bir isabetle sapladığını ilgi ve dehşetle izliyorduk. Best de kürsüden akrepler ve zehirleri hakkkında bilgi vermeye devam ediyordu. Derken arka sıralardan bir cam şangırtısı geldi. Yanlış hatırlamıyorsam Alaaddin veya Kaman Erdal "Kavanoz kırıldı !" diye bağırarak kapıya seğirtti ama o daha kapıya varamadan başta sevgili Best olarak herkes sınıfı boşatmıştı bile. Sonradan hala kim olduğunu bilmediğim bir hergelenin boş ayran şişesini yere atarak kırdığını öğrendik. Best de "Size bir daha hayvanat getirenin...." diye söylenmekten başka bir şey yapmadı.

Anı 2 :
     Aynı yıl sonunda Best bir Kimya yazılısı yapacağını ve sadece formül soracağını belirtti. Efe'nin tuzu kuru zaten sınıfı geçmiş. Tulu'nun ise mutlaka iyi not alması gerekiyor.
Bu zehir ikili Efenin derse girmemesine ve Tulunun kapı altından dışarı iteceği soruların cevaplarını iri kartonlara yazarak yatakhane katından Tuluya göstermesini kararlaştırdılar. (6 Edebiyat öğretmenler odasının yanındaki sınıftı ve 1 no'lu yatakhanenin kapısı kapı üstündeki camdan görülebiliyordu. Sistem başarıyla uygulandı ve Tulu bütün soruları doğru cevaplayarak kağıdını verdi. Ancak dersten sonra Best öğretmenler odasına girmeyerek koridorda bir sigara yaktı. Efe ise başarının mutluluğuyla kartonları koltuğunun altına sıkıştırmış bir şekilde orta merdivenlerden inince burun buruna geldiler. Yazılıda bulunmayan ve hasta olduğu söylenen Efe'yi karşısında gören Best önce şaşırdı ve "Neredeydin ?" diye sordu, sonra da kartonlar dikkatini çekti. Ondan sonra da olayı çözmesi pek vaktini almadı.
Sonuç mu ? Tam Best'in adaletine yakışır bir şekilde Tulu yazılıdan sıfır aldı. Ama Best yapılan hazırlık ve çabayı da takdir ettiğini belirterek Efe ve Tuluya ödev notu olarak birer on verdi.
     Kimyayı sevmezdim ama doğrusu Best'i sevmiştim. Kadir Holger Best'in e mail adresini temin edebilirse bir kaç satır yazmak isterim.
Doğan Gürsoy (199)
Iyı bir insan ' in ardindan...
Orta okulda 2 kez sene kaybetmis biri olarak, liseyi bir hamlede bitirebilmemdeki motivasyonu sagliyan "o" dur.. Hic beceremedigim ve sevmedigim halde, kimya dersini bana sevdiren de "o" dur.. Yeter ki dersine calisildigini, gayret gosterildigini hissetsin, mut laka odullendirirdi..
Filtresiz "Yeni Harman" i da ne guzel cekerdi ama !..
Adam gibi adamdi.. Yasamima bir deger kattigina inaniyorum , topragi bol olsun. Hatirasi onunde saygi ile egiliyorum.

Enis Hatipoğlu (231)
Herr Best gercekten butun ogrencilerine ogrenmeyi sevdiren bir ogretmendi ve suphesiz kisiliklerimizin olusumunda onemli katkilari oldu. Onu sevgi ve saygi ile aniyorum, allah rahmet eylesin

Mahir Vardar (179)
Best, seçkin ve olağanüstü nitelikleri olan öğretmenimizdi, çok yakın dostumdu... Derinden üzüldüm, çok derinden içlendim. Eşini biraz önce aradım, baş sağlığı diledim. Artık o da yaşlandı ... İki kez düşmüş, önce omuzunu kırmış, sonra da ayağını. Ayağı geçmiş de, omuzu hala ağrıyormuş. Yalnızmış, küçük oğlu üç farklı üniversitede verdiği müzik dersleri ve konserlerin arasında en fazla uğrayanıymış. Ama olsunmuş, torunları, yeğenleri ve de komşuları varmış. Tabii ki bir de piyanosu...

Karlsruhe'deki doktora dönemimde önce oğlu öğrencim oldu. Baktım derslikte 1.95 lik bir genç adam var. Best adında... Bizim Best'e benzettim. Böylece yeniden birbirimizin izini bulmuştuk. Oradayken 5 yıl boyunca hep görüştük... Nice güzel anılar oluştu. Sonra her fırsatta yeniden görüştük, haberleştik. Son defa bir buçuk yıl önce uğramıştım kendisine. Son telofon görüşmemiz de mart ortalarındaydı. İyi değildi. Her canlı biter demişti, bu oksijen maskesinden de bıktım demişti...

Toprağı bol, ananları ve vermiş olduklarını yansıtabilenleri çok olsun! Başımız sağ olsun!

Levend Binat (173)
Liseden sonra ben aile işim olan halıcılıgı sürdürürken,yıllar sonra , kac yıl bilemiyorum , Best bir gurup Alman'la benim dükkanıma geldi ve hepsine halı aldırdı . Benden tek ricası,dost fiatı yapmam ve kendi sevdigim cins halıları satmamdı . Ögrendim ki Türkiye'den ayrıldıktan sonra çevresindeki dostları toplayıp yılda bir iki kere Türkiyeye seyahat planlıyor ve ülkemizi tanıtıyormuş . Bu iş birliğimiz bir kaç yıl sürdü , sonra izini kaybettim . Hiç sevmediğim bir dersin gerçekten sevdiğim hocasıydı.
Nur içinde yatsın.Galiba bundan böyle yemeklerde sadece aramızdan ayrılan arkadaşlarımıza değil,hocalarımıza da kadeh kaldıracağız. Saglıcakla kalın dostlarım.

Kadir Uğur(303)
     HERR BEST MERASIM ISTEMEMIŞ , HATTA AZIZ NESIN GIBI MEZARININ BIR TAŞI BILE OLSUN ISTEMEMIS. YANI ANONIM BIR MEZAR. ONUN ICIN BENDE KATILAMADIM.
BEN 95 -2000 SENELERI ARASINDA YAT VE OTELCILIKLE MEŞGULKEN HERR BEST'I DAVET ETTIM . IKI DEFA GELDI . OTELDE CIVARDAKI BITKILERLE ILGILI SERGI ACTI . ALMAN VE AVUSTURYALI MÜŞTERILERIME KONFERANS VERDI . BIR SABAH DENIZ KENARINDA SABAHIN YEDISINDE KAHVALTI EDIYORDUM. MASAMA GELDI, BERABER KAHVALTI EDELIM DEDI. O KAHVALTI SIRASINDA BANA, BEN SIZLERE COK SERT DAVRANDIM DEDI. O KADAR SERT OLMAMALIYDIM DEDI VE AĞLAMAYA BAŞLADI. ETRAFTAKI MÜŞTERILER BENIM HOCAMI KIRDIGIMI ZANNEDIP, BANA YÜKLENDIKLERI ZAMAN, KENDILERINE OKULDAYKEN BIZLERE HAKSIZ OLARAK COK SERT OLDUGUNU , BUNUN PIŞMANLIĞI IÇINDE AĞLADIĞINI ANLATTI.
   KENDISI ILE SON 6 AYA KADAR COK SIK GÖRÜŞÜYORDUM. SON OCAK AYINDAKI TELEFONUMUZ DA OKSIJEN MAKINESINDEN YAKINDI . BEN DE NISAN AYINDA KENDISINI ZIYARET EDECEĞIMI SÖYLEDIM, FAKAT BIR TÜRLÜ NASİP OLMADI VE ACI HABERI OĞLUNDAN ALDIM.
YAKINDA AILESINI ZIYARETE GIDECEGIM.

Naci Horasan (219)
Herr Best'i hepimiz çok severdik . Aşağıda anlatacağım hatırayı hep örnek olarak anlatmışımdır gereken yerlerde . Kendisini de çok sevmiş ve saymışımdır.
100.yıl kutlamalarında beraber çekilmiş resmimiz var.
Uzun lafın kısası yarım not için beni ikmale bırakmıştı . Çünkü onu bana 1.sömestre de ödünç olarak verdiği için , geri almıştı!!!!!!!!!!!!!
Toprağı bol olsun.

Emre Yazman (227)
Herbert Best, benzeri çok az öğretmende görülebilecek, giderek belki de hiç kimsede görülemeyecek özellikleri olan kendine özgü bir hocamızdı.
Ateistti. Bunu açıkça söylememiş olsa da, ki buna gerek de yoktu , konuşmalarında verdiği ipuçlarından ve dediklerinin satır aralarından böyle olduğunu anlamakta güçlük çekmemiştik.
Boyunbağı olarak taşıdığı ince fiyonk başlıbaşına bir kendine özgülük değildi de neydi?
Aşağıda anlatacağım iki anımda okuyacağınız davranış biçimleri de keza o kendine özgü Best davranışlarıdır.

1. YAZILI KÂĞITLARI ÇÖPE
Yıl 1966... 5-Edebiyattayız... Sınıf mevcudumuz yalnızca 12 . Best kimya yazılısı yapacak . Son zamanlarda işlediğimiz bir konu dikkatimizi çok çekmiş, bunları mutlaka sorar beklentisine girmiş ve deliler gibi ona çalışmışız: Orthophosphorsaeure vb. gibi birbirinden nüanslarla ayrılan asitlerin yapısal formülleri... Aşağı yukarı İzci Ocağı'nın karşısına düşen kimya laboratuvarındayız . Günün son dersi . Dersten sonra da uzunca bir tatile gireceğiz . Sevinçliyiz ama, ah şu kimya yazılısını bir geçebilsek!.. Best kendine özgü sınavlarından birini daha yaptı . 20-25 dakikada biten , önce soruyu sorup ardından yanıtını istediği ve bir süre sonra ikinci soruyu dikte ettirdiği... Deliler gibi çalıştığımız konudan tek bir soru çıkmadı . Hiçbirimizin ağzını bıçak açmıyor. Best, kalan sürede on iki kâğıdı şipşak değerlendirdi . Notlarla rahatlıkla toto oynanabilir. Sonuncu kâğıdı da değerlendirdikten sonra başını kaldırıp sınıfa şöyle bir baktı . Niçin böyle oldu gibisinden... Başını Acar'ın çektiği bir-iki kişi durumu açıkladı . "Biz şu konuyu çok çalıştık, oradan soru gelir diye, ama yanıldık." Best bunun üzerine önünde duran kâğıtları aldı, tam ortadan cart diye yırttı ve yerinden kalkıp hepsini köşedeki çöp kutusuna attı. "Tatilden sonra sınavı yineliyeceğim, iyi çalışın" dedi.
Tatile uçarcasına çıktık.

2. "WER HAT VON WEM ABGESCHRIEBEN?"
Hemen hepiniz anımsarsınız, Best yazılı kâğıtlarını toplatırken yan yana oturanlarınkini mutlaka çift olarak isterdi . Her iki kâğıtta da aynı yanlış varsa yandınız demekti . Bir dahaki derste gelip kürsüye oturduğunda ilk işi iki sanığı ayağa kaldırmak olur ve o ünlü sorusunu sorardı: "Wer hat von wem abgeschrieben?" Yanındakinin kâğıdına gözü kaymış olan , arkadaşını yakmamak için genellikle suçunu kabul eder ve sıfır alırdı . Eğer suçu kabul eden çıkmazsa iki kişi de sıfır çekerdi . Best'in adaleti sağlayabilmek için kopya çekmeye karşı verdiği mücadeleyi çok iyi anlayabiliyorum . Ancak, söz konusu yöntemin birtakım sakıncaları olduğu kanısındayım . İki öğrencinin de suçu kabul etmemesi halinde kâğıdına bakılanın mağdur olması söz konusu, bu bir . Durumu iyi olanın, notları kötü olan arkadaşına yardım için suçu üstlenmesi mümkün, bu iki . Olmaz demeyin , iki öğrencinin bir rastlantı sonucu aynı yanlışı yapmaları mümkün olabilir, bu üç . Sıfır alanın ya da alanların velilerinin , okul yönetimi ya da Milli Eğitim Müdürlüğü nezdinde yapacakları bir itiraz sonucunda , karineye dayalı kopya iddiası nedeniyle sıfır verilmesine izin verilmeyeceği ve kâğıdın ya da kâğıtların yeniden değerlendirmeye alınmış olacağından eminim , bu da dört .
Kim bilir, Kadir'in yukarıda sözünü ettiği ağlama olayı ve "Size çok sert davrandım" pişmanlığında yukarıda anlattıklarımın da payı vardı.
Herbert Best iyi bir insandı. Her şeyden önce de "insan"dı.
Biz öğrencilerinin kalbinde onun özel bir yeri olacak hep.
Ruhu şad olsun!


Azer Aran(416) (Suheyl'in kaleminden)
1964 veya 65 yili, Best Kimya anfisinde ilk yazilisini yapiyor. Ilk ifadesi şu: Cocuklar ben Guney Amerika’dan buraya geldigim icin kopyanin envayi çeşidini gördum, o yuzden katiyetle yeltenmeyin, cok pisman olursunuz, diyor ve ilk soruyu soruyor, sure 10 dakika, yanini sinifa donerek iskemlesine oturuyor, fakat pencere camini yarim acip, camdan sinifi kesiyor. 10. dakikada oturdugu yerden ‘’Füller weg!’ diyor ve hic kipirdamiyor. O anda kalemini birakmiyan varsa ve sagdan soldan yardim istiyorsa, mavili sen kagidini getir diyor ve mavili arkadas o sorudan ‘0’ aliyor .
Fakat o mavilinin kim oldugunu hatirlayamadi....
Sağlicakla kalin...