Vakfın 25. yılı kitabı hazırlıkları esnasında Fahri abinin fotoğrafına rastladım. Eski günler gözümün önüne geldi. Sizlerle paylaşmak istedim.

1941 doğumlu Fahri Kaya abi 11 Mart 1964 tarihinde İstanbul Lisesi'nde çalışmaya başladı ve yaklaşık 30 yıl hizmet verdi. 1996 yılında vefat etti.

Bu 30 yıllık dönem içinde eminim birçok kişinin onunla birçok anısı olmuştur, Allah rahmet eylesin.


Levent Deniz (İEL 89)


Arkadaslar,

Fahri Abi ilk onceleri yemekhanede garson olarak calisiyordu. yemek sonrasi tabaklari o kadar hizli toplardi ki, hemen iel isim takma zekasi ona 'jet garson" adini takmisti. Kac yil garsonluk yaptigini hatirlamiyorum, daha sonra ise cok uzun yillar kapida gorev yapti.

Zeki Toral


Sevgili Zeki,
Seni kutlarım. Hızlı Fahri'nin, İEL.'de işe garsonlukla başladığını hatırlayan kişi sayısı çok fazla değildir. Dediğin gibi, acayip hızlı hareket ederdi. Belki de hiperaktifti. Yemekhanede her garson, 10- 15 masadan oluşan bir sıradan sorumluydu. Yemek sonrası diğer garsonlar daha 1- 2 masa toplamadan, O tüm sırayı bitirirdi
.Orta sonda, tarih sınavı sabahı kahvaltıdayız .Yemekhane boşalmış gibi. Tunaya, İsmet, ben, hala atıştırıyoruz .Bir taraftan da, önümüze açtığımız tarih kitaplarından son kontrollerimizi yapıyoruz. Bir anda Fahri masanın başında göründü. Tunaya'nın tarih kitabını ,ne zaman çöp karavanasına attı, ne zaman onun üzerine 1-2 tabak sıyırdı,biz kendi kitaplarımızı nasıl kurtardık, hiç hatırlamıyorum. Ama, benim gözüm karardı, elime geçirdiğim bir çatalla Fahri'yi 3-5 metre kovaladığımı hatırlıyorum. Ve o gün O'na, kısaca Hızlı adını taktık.1964'de okul kapısı O'na emanet edildi. Daha sonra O'nunla çok iyi ilişkilerimiz oldu. Ve benim mezuniyetimden sonra da devam etti. Hatta 1979 yılında, kurucusu olduğum, Cağaloğlu'ndaki özel Güçler Dersanesinde çalışması bile söz konusu olmuştu.Kısmet olmadı .( Sakın ha, '' Ulan dersanecilik de mi yaptın?'' diye sorma ) Hayatta tanıdığım, en çalışkan ve dürüst kişilerden biriydi. Zaten, İEL'nin kapısının bu kadar uzun yıllar O'na emanet edilmesi de bunun göstergesidir. Ruhu şad olsun.
Sevgiler Tayfun


Yaşamım boyunca onu ne zaman anımsasam, şapkasından tavşan değil ama mektup çıkaran kapı görevlimiz olarak aklıma geldi.

1967-68 öğretim yılında son sınıftaydım. Eşim Fevziye'yle duygusal bir arkadaşlığımız vardı. Ancak o Ankara'da Gazi Eğitim Enstitüsü'nde okuyordu. Düzenli olarak mektuplaşıyorduk. Birbirimize haftada en az 1 mektup gönderiyorduk. Aksi sakıncalı olacağından adresim ev değil okuldu. Öğrencilere gelen mektupları Fahri alıyordu. Okulun en sık mektup gelen öğrencisi bendim. Fahri'ye "Bana mektup var mı?" diye sorardım sık sık. Eğer varsa, ki genellikle olurdu, kendine göre hafif bir törensel hava katarak elini şapkasına atıp başından çıkarır, içine özenle yerleştirdiği mektubu önce gösterir, sonra da yerinden çıkararak uzatırdı.

Aşk mektubu, asker mektubu, iş mektubu... Şimdilerde pek azalsa da mektup almak güzel şeydir, hele sevgiliden geliyorsa.

Unutulmaz kapı görevlimiz Fahri... Işıklar içinde yat.

Emre Yazman