Orta 3 deyiz. Arka bahceye tahta ve kalaslar istif edilmis . Kucuk bahce tenha oldugundan saha kapamazsak orada oynuyoruz. Tahta yigininin ustundeki tahtalari aralayip siper gibi bir cukur actik. Ertesi teneffus yine oradayiz. Yanimdakileri hatirlayamiyorum. Cukuru buyuttuk. Artik icine girebiliyoruz. Her firsatta cukur buyudu. Sonra utsunu uzun tahtalarla kapadik. İleriye bir cikis yaptik. Artik giris cikisimizda gorunmuyor.
Bu arada cifte havuzlara bakan buyuk duvarda bir de zayif yer var. Sivalari kazidikca taslar oynuyor. Tasi delen suyun kuvveti degil, inatciligidir. Her firsatta biz taslari oynata oynata cikartiyoruz. Kocaman bir delik acildi. Artik disarisi gorunuyor. Cikabiliriz bile. Orada dis bahceyi daha dogrusu cifte havuzlarin mezbeleleligini seyrediyoruz. Seyredecek ne varsa? Ama bize hos gorunuyor. Hapisten disarda ucan kusa bakmak gibi bir sey.
Bir gun geldik, bizim tahta magaramizda bir battaniye var. Demek birisi bizim gizli inimizi kesfetmis. Ikinci gun bir de yastik. Ardindan ici agir agir doseniyor. Iskambil kagitlar derken sarap siseleri. Meger ust siniflardan veya bizim keslerden birileri yerimizi bulmus. Biz onlari, onlar bizi gormuyor. Onlar geceleri bizim delikten firar ediyor. Gece gelip yatiyor. Biz gunduzleri oynuyoruz. Sonunda Ziya Hoca (Motor Ziya) durumu fark etmis. Artik mechul ortaklarimizdan biri yakalanip ottu mu, yoksa girip cikaken bizi mi gorduler bilemem? Derhal tahtalar kaldirilip yok edildi. Duvar tamir edilip kapatildi. Biz gene kimseye soylemedik. Neme lazim yaramazlik sayilabilir. Nede olsa gizli bir sey yapmistik. Ya ceza alirsak?
212 Tunaya Kalkan (8.2.2007)


Sevgili Tunaya,
Bahsettiğin sığınak başlangıçta senin başlattığın bir çukur şeklindeydi. İsmet ve ben, sana katılıp, onu 2 X 2 gibi bir oda haline getirdik. Ders kırdığımızda orada saklanırdık. Ya da dalgamızı geçerdik. Sonradan okulun keşleri diye bilinen Aleattin, Kaman Erdal gibilerin içinde bulunduğu grup tarafından keşfedilip ,kötü emeller için kullanıldı. Daha sonra da içimizde yıllarca arkadaş sanıp barındırdığımız, aslında idarenin her zaman için ispiyonculuğunu yapmış olan Ali Ülgenalp tarafından ihbar edilerek yakalandılar. Ceza da aldılar. Daha sonraki yıllarda da köprü geçmekte oldukları için susan Erdal, 68 Haziranında sınavlar sırasında hepimiz 1 No:'lu yatakhanede toplanmış vaziyette kalırken, son gece bütün içindekileri kustu. Sözüne ey o..... çocuğu diye başlayıp, yıllarca hangi olaylarda kendilerini ne şekillerde gammazladığını, bunların hepsini bilip susmak zorunda kaldıklarını, en azından elli defa o..... çocuğu diyerek anlattı. Sonra sazı Aleattin aldı, O da bir güzel döşendi. Her ikisi de sık sık ''Eğer yüreğin varsa, bir tanesini inkar et ' diye tekrarladılar. Bir insanın yüzde yüz haksız bile olsa bu kadar hakarete nasıl tahammül edebildiğini o gece benim aklım almamıştı.
Aleattin ve Erdal ile irtibatı olanlar var ise olayı bire bir teyit ettirebilirler. İspiyoncu ile işi olan olursa dikkatli olsun, huylu huyundan vaz geçmez.
Tayfun Sayar (8.2.2007)