Sevgili Dostlar

Orta 1 deyken matematikten zorlanıyordum. Çünki matematik kitabım kayıptı. Ödevler hep o sarı ince kitaptan veriliyordu ve her etütte soruları etraftan arayıp bulana kadar çok zaman kaybediyordum. Bazende ödevleri yapamıyordum. Kitaplar çok pahalıydı evden bir kez daha kitap parası isteyemiyordum. Ayrıca cağaloğlunda özel bir kitapçıdan sene başında alındığından kitap stoklarında da yoktu. Sürüne sürüne ite kaka o seneyi bitirdik.

Orta 2 ye gectik. Ekim Kasım aylarıydı. Orta 1 lerin sınıfında birini görmeye girdiğimde siıralardan birinin üstünde sarı bir matematik kitabı gördüm. Bir an tanıdık göründü. Hemen 12. sayfayı açtım. Sayfa numarasının önüne 2 konup 212 yapılmış. Ayni şey 21. sayfada 212 yapılmış. Kendi yazımı tanıdım. Bu benim geçen yıldan kayıp kitabım. Kimin bu kitap diye sordum. Birisi benim dedi. Nereden buldun diye sordum. Mehmet Asutay ın niyetinden çıktı dedi. Hemen Asutay ı aradım. Dernek binasınn arkasındaki dikiz bahçesinde buldum. Sıkıştırdım.

Meğer bir yıl önce niyet hazırlamış. Hatırlarsınız, üzerinde yaklaşık 5 mm çaplı 10X 10 adet dairesel delik bulunan kartonun altına ince yaldız konur, en altada bir karton üzerine deliklerin altına gelecek şekilde numaralar yazılırdı. Çekilişi yapacak kişi her delik icin 5 kuruşa yaldızı kazır altındaki numaranın bulunduğu listede ne yazılıysa onu kazanırdı. Bazen bir tarak, bazen jiklet, bazen lüzumu lüzumsuz seyler.

Bizim Asutay numaralardan birine matematik kitabi yazmış ve kazanana sınıfta sıra üstünde ilk rastladığı kitabı kapıp vermiş. Piyango kazanana degil bana çıkmış!!! Tabii ki ben de bir yıl onun sıkıntısını çekmişim.

Yapıştım Asutay ın yakasına yan kapıya kadar sürükledim. Yalvarıyor, ama benim gözüm dönmüş, nöbetçi hocaya gidecegiz, seni köpek Mehmet e şikayet edeceğim diyorum. Asutay bir anda dondu vay hocamıza köpek dedin, ben seni şikayet edecegim dedi. Şaşırdım! Bir an durdum! Eyvah ben de hata yaptım. Haklıyken haksız duruma düştüm diye düşündüm. Ancak çokta hırslıyım. Başladım buna girişmeye. Bari hırsımı alayım. Asutay dayağa dayanıklı, sesi çıkmıyor. Hocaya gitmektense dayağa razı. Hırsım aldıktan ve yorulduktan sonra bıraktım. Şimdi o Asutay Almanya da briç dersleri veriyor, hatta briç turları düzenleyip hayatını kazanıyormuş.

Asutay in kağıt oyunlarına merakını bilirsiniz her halde. Resim odasının altında bir dehliz bulmuşlar. Geceleri sabaha kadar poker oynuyorlar. Orta 3 deyiz. Kublik 2 sayfa propozitionları vermiş. Etütlerde herkes ezberliyor. Onlar pokerde, ders umurlarında değil. Ilk ders Kublik Asutayı cağırdı. Bu saşkın, bize soruyor ne var diye. Şu sayfalarda şunlar var dedik. Hemen açtı, başladı sırayla ezbelemeye, hoca cağırıyor o; “Ja Herr Lehrer ich komme” diyor ama gözü kitapta ezberliyor. Tahtaya gitmiyor. Bir kaç çağrıdan sonra Kublik Asutay in yanına geldi kolundan tutup tahtaya götürdü. Adam ne sorduysa takır takır o soyledi, 10 aldı oturdu. Biz şaşkınız. Asutay korkunç bir birincil hafıza eseri.

Sanırım babası general idi ve dazlağa emanet edilmişti. Bir etütte, etüt ağabeyi ikimizi dışarı attı. Dazlak nöbetçi. Bizi aldı orta boşluğa götürdü. Muavin odasının önünde elindeki trampet sopası ile başladı Asutay a vurmaya. Dedim ya adam dayağa dayanıkl. Sonunda trampet sopası kafasında kırıldı. Mübarek sert şimşir sopa Asutay a dayanamadı. Ben yırttım diye seviniyorum. Dazlak hademeyi cağırdı, çekmecesinden ikinci sopayi getirtti. Dayağa devam. Bende yine telaş. Ya Asutay dayanamazsa diye titriyorum. Ikinci sopa da kırıldı. Dazlak sadist, bir yandan herif, herif sen adam olmazsın diye bağırıyor, bir yandan Allah ne kadar kuvvet verdiyse vuruyor. Ikinci sopada kırıldı, 3. sopa geldi. O da kırıldı, ama dazlak yoruldu. Bana bir tokat vurdu, dazlak yorgun, Asutay hırpalanmış, ben korkmuş sınıfa döndük.

Not: en ufak bir abartma yoktur.

Sevgilerimle

212 Tunaya Kalkan (3.4.2007)


Mehmet Asutay Korg. Naci Asutay ın oğludur. 60 girişlilerdendi. Üstün zekası, olağanüstü cüreti ve cesareti vardı. Zamanında Almanya briç şampiyonu olduğundan son 10-15 senedir Almanya dan Güneye briç turları düzenliyor, yanında hakemler getirip resmi turnualar yapıyor. Yine 60 girişlilerden Mehmet Düzceer in kankasıdır. Mehmet bazen güneye gidip 15 gün Asutay a takılıp turnuvalara katılır.

Asutay lise sonu İzmit Lisesinde okudu. Babası İzmit Kolordu komutanı idi. Adam bizim okulda yatar kalkar, bütün gün kumar oynar gezerdi. Hocalar görse bile bizim okulda sanırlardı. İTÜ ni kazandı devam etmedi Berlin Tekniğe gitti.

Sonuç olarak bizim okulun ilginç kişilerindendir.

Celal Emir.(3.4.2007)


Mehmet Asutay adında bir tilki,

İEL'de 2 defa çakarak, tam 9 sene yatılı olarak okudum. Kötü olayların bile, bakmasını bilirsek, iyi bir tarafını görebiliriz diye düşünenlerdenim. Bu sene kayıpları bana, benden sonraki iki devre ile daha birlikte okumamı ve İel ortamında yeni arkadaşlıklar kurmamı sağladı. Oldukça uzun süren Fizik tahsilimi de 4 ay önce tamamlasa idim, 18 ay askerlik yapacaktım. Oysa tembellik nedeni ile 4 ay sonra mezun olunca, ikinci ve son defa verilen 4 aylık kısa dönemi yakalayıp, ödüllendirildim.
2-C'de sınıfta kalınca, 271 Mehmet Asutay ve 286 Mehmet Düzceer'in bulunduğu sınıfa geldim. 271'e kısaca Asutay derdik. Bir tilki ile çakalı çaprazlasanız, ortaya nasıl bir beyin çıkarsa, adamınki öyle bir zeka. Okul tarihindeki belki de en işlek ve hızlı beyinlerden, en müthiş hafızalardan biri. Ama kafayı genellikle üç kağıda, hınzırlığa çalıştırıyor. Tunaya'nın kitabını niyete koyduğunu çok iyi biliyorum,ama Tunaya dua etsin kendisini de ödüller arasında bulabilirdi. Biz de bir süre niyet yapıp yolumuzu bulduk ama, en büyük hediye 25 kr.luk gofret falan olurdu, ya da büyük hediyeleri göstermelik koyar, milleti kandırırdık. Çekiliş tabii 5 kr.tu.
Asutay, hiç bir kural tanımazdı. Size sormadan dolabınızdan özel eşyalarınızı alır,kullanır, ceketinizi giyip Çarşamba veya hafta sonu izne çıkardı. Siz de deli gibi aranırdınız, kız arkadaşınız ile buluşmaya gidecekken giysilerinizi. Celal'in yazdığı gibi, O'nun kankası 286 Düzceer idi. Belki O bize ileride onunla ilgili pek çok şey anlatır. Asutay asker çocuğu idi ve sanırım babasının tayini nedeniyle 4. sınıfta okuldan ayrılıp İzmit'e gitti, oradan mezun oldu. Sonra da Berlin Teknik Üniversitesini bitirdi. Düzceer'den usta bir briçci olduğunu öğrendim. Hatta Almanya şampiyonu olmuş. O camiada çok ünlü briç turizmi yapıyor ve tıkırı oldukça yerinde. Yazın, Türkiye'de 5 yıldızlı otellere briç oyuncularından oluşan turist kafileleri getiriyor. Hem tatil yapıyorlar hem de Asutay'ın organize ettiği briç turnuvalarında oynuyorlar.
İkinci 2-C'de ilk günlerim. Ben satrancın nasıl oynandığını 5-6 yaşlarında öğrenmiştim. İlkokulda da artık vasat derecede oynayabiliyordum. İEL'de orta okul sıralarında sınıf satranç takımındaydım. Öğlen yemeği sonrası sınıftayım, Asutay yanıma geldi. '' Satranç oynuyormuşsun, oynayalım mı?'' dedi. Başladık oynamaya. Bir süre sonra '' Şah-Mat'' dedim. Kaçacak yeri yok. Şahını aldı, 3-4 kare ötede güvenli bir yere koydu. ( Bilmeyenler için, Şah, Rock hamlesi dışında sadece düz veya diyagonal olarak tek kare hareket edebilir.) '' Ne yapıyorsun?'' dedim. '' Çok zor durumda kalınca Şah, 3-4 karelik uzun sıçramalar yapabilir.'' dedi. Zaten yaşca büyüğüm,sınıfta kalınca da dayı olunuyor, sarıldım gırtlağına ve mat olduğuna ikna ettim.
Bir gün de sanırım 3-A'dayız, Alman Kültürde okullar arası yarışma var. Alm-Av. liseleri ve İel arasında. Ezbere şiir okuma dalında okulu Asutay temsil edecek. Öylesine güveniyor Kublik O'na. Şiir Schiller'in Dalgıç şiiri. Bender 1V'de ufacık yazılar ile 3-4 sayfa tutuyor. Hani kral uçurumdan derin ve azgın sulara bir tas atar ve dalıp çıkaracak olana kızını ve krallığını vaadeder. Sadece kızın aşığı yakışıklı genç bu cesareti gösterir ve dalıp çıkartır tası. Ama genç ve asil olmadığı için, kral çamura yatar, bir defa daha denemesini söyler. Kızın aşkı ile azgın sulara tekrar atlayan genç, telef olur gider. Ben sadece 2 satırını hatırlayabiliyorum. Emre ve Tekin tamamını da hatırlıyor olabilirler.
Der Taucher
Wer wagt es, Rittersmann oder Knap
Zu tauchen in disem tiefen Schlund.
Çarşamba günü ilk ders Kublik, Asutay'a '' Gel şiiri bir defa oku, prova yapalım'' dedi ve henüz ezberlemedim cevabını alınca, koca Kublik çöküverdi. ''Yahu saat 14.oo de yarışma başlıyor.'' dedi ''Ben de öğlene kadar izin isteyecektim, kütüphanede şiiri ezberleyeceğim.'' diye yanıtladı Asutay.Çaresiz izin verildi. Şiiri hatırlayan varsa, o sürede yarım sayfa bile ezberlenemiyeceğini bilir.
Akşam etüdüne Asutay, birincilik ödülünü almış olarak döndü. Üstelik çok da iyi okumuş şiiri. Briçde Almanya şampiyonu olmasına şaşmamak gerekir.
Sevgiler Tayfun (17.4.2007)