Kopya Anıları-3

1-C'deyim, evde geçimsizlik var. Derken babam evi terk etti. Zaten bir kaç yıl sonra da boşandılar. Olay beni çok sarstı tabii ki. Derslerde dalıp, evdeki gelişmeleri düşünüyorum. Almanca dersine, Alman hoca kıtlığı olduğu çin Ömer Baykan geliyor. Diğer sınıflara ise Alman hocalar giriyor. Ömer Baykan, kısacık boyuyla, genellikle kürsüde oturup, parmakları ile burnunla oynayıp, hap üreten bir tip. Yaklaşık 50 yaşlarında.
İlk sınavlarım kırık.Ömer tutturmuş, '' Bu çocuk benim dersimi dinlemiyor.'' diye. Annem bir kaç kez okula gelip, durumu idareye ve Ömer'e anlattı. Adam nuh diyor, peygamber demiyor .'' Babası gelsin.'' demiş. Babam pilot, ancak bir kaç günde programını ayarlayıp, okula geldi. Ömer,'' Tayfun çok zayıf. O'na özel ders vermem lazım .'' demiş. Babam da bu konulara yabancı tabii. '' Hocam, yanlış olmaz mı? Okul dışından bir hoca tavsiye etseniz.'' demiş. Ömer aksilenmiş, babam da terslenmiş, halbuki duruma uyansa, sınıfı geçeceğiz. Bana bir özel öğretmen tuttular .( Avus.lisesinden bir öğretmenin eşi.) Ama what fayda. Ömer bana ya 1 veriyor ya da 2. Ben de, sınıfta pek çok arkadaşımın yaptığı gibi kopya çekmeye karar verdim .
Ömer, her 5 konu bittikçe sınav yapıyor. 1. soruda 5 hikayeden birinin adını söyler. Hikayeyi ezbere yazacaksın. Noktasına, virgülüne, tırnak işaretine kadar tek kelimeyi değiştiremezsin, not kırar. Bir soru 5 nottur. 5 notlukda gramer sorar ve sınav süresi iki dersdir. 45+ 15+ 45=165 dk. Biz önceden 5 ayrı hikayeyi , ayrı ayrı dosya kağıtlarına yazarız, yani sıfır hata ile. 5 not çantada keklik. Üstelik, sınavda hikaye yazmak için ayıracağımız sürede de gramerle uğraşırız. 1-2 not da gramer yapsan, 6-7 almam gerekir. Sınav biterken, grameri cevapladığımız kağıtlara, önceden yazdığımız hikayenin sayfasını da ekleyip veririz.Allaha şükür, hiç yakalanan olmadı. Kağıtlar gelir, ben yine 2 almışım. Be hey insafsız, 5 notum garanti, hangi gerekçe ile 2 veriyorsun? Kopya çektiğimi ispatla, 0 ver ama hikayeyi, noktasına virgülüne aynen yazmamızı sen şart koşuyorsun.'' Nasıl bu kadar yanlışsız yazdın'' diyemezsin ki. Üstelik, senin Almancan tartışılır. Hatırlar mısınız;'' At üstünde atla gidip, at üstünde atla giden başka bir süvarinin bir vuruşta kılıcını düşürmek'' gibi garip tercümeler yapardı.
O'nun bize '' Betohnung''adına mecbur bıraktığı şekilde vurgulayarak konuştuğumuzda, Alman hocalar bize gülüyordu. Ders de aldığım halde, 3 bile alamıyorum. Annem sürekli okula görüşmeye geliyor. Ömer ise, anneme pazarcı esnafı gibi bağırıyor. '' Hanım hanım, sen bu çocuğu bu okuldan al. Bu okul O'na göre değil. O burada okuyamaz. '' Beni zaten zor şartlarda okutan annemin, iki gözü iki çeşme. O sene sadece Almanca'dan ikmale kaldım .3 ay ders aldım, ikmalde yine 2 verdi. Tek ders imtihanı çıktı, ona da girdim, yine 2 verdi. Almanca'dan borçlu olarak sınıfı geçtim. Ama 2-C'de de hiç bir şey değişmedi. Aynı sınav yöntemi, aynı kopya yöntemi. Herkes az da olsa not alıyor ,ben yine 2. İnanın hiç 3 aldığımı hatırlamıyorum.
Bu arada, borçlu geçtiğim 1. sınıf Almanca'sından sene içinde 4 defa sınava girdim. Onlar da hep 2. Borçlu dersten geçer not alsam, 2. sınıf Almanca'sından bir üst sınıfa yine borçlu olarak geçebileceğim. Çünkü başka kırık dersim yok. Ömer, ne borçluyu verdirdi ne de 2. sınıf Almanca'sını. Ve bu durumda 2 dersten sınıfta kaldım. O andan sonra da Almanca'yı, Zimmer, Kopp, Stettner, Meier. Kublik gibi hocalarda okudum. Zaman zaman kırık not aldığım oldu. Ama asla karneme, Almanca notum kırık gelmedi.
Mezuniyetten 1 hafta sonra, okulda orta merdivenin başında, Ömer ile karşılaştık. Her zaman burnunu karıştırdığı parmaklarını, yine burnuna götürüp, o bidicik boyu ile bana sırıtarak, '' Çok uğraştık ama bak, seni de bu okuldan mezun ettik.'' deme gafletinde bulundu. Aklı sıra şirinlik yapacak. Kan beynime sıçradı. Ben zaten 2 sene çakmışım, yaş 20, biraz da serserilik var, üstelik mezun da olmuşum. Bir gürledim ,Ömer öğretmenler odasına zor kaçtı. Neler gürlediğimi yazmaya kalksam, RTÜK kesinlikle siteyi bile kapatır.
Tayfun Sayar
(11.4.2008)


Sevgili Tayfun

Yine muhteşem anlatımınla anılarımızı canlandırdın. Ömer Baykan dan sıkıntı çekenlerden biri de bendim. Aynı sınıfta olduğumuzdan senin başına gelenleri daha iyi anlıyorum. Ben de senin gibi Nasrettin Hoca gibi damdan düşenim (yine damdan düştü bir kurbağa diye başlama).

Hz-C ye 3 hafta geç gelip Herr Bürger in eğitimciliği sayesinde sonradan güç bela yetişip, sene sonunda yapılan genel almanca sınavında geçmiştim. Orta 1 de Ömer Baykan gelince şaşırdım. O dönemde gözlerim 1,5 miyop ve kimse bunun farkında değil. Tahtayı bile göremiyorum ama bunun nedenini bile bilmiyorum. Bülent Estekin yanımda oturuyor. Sene ortasında onun gözlüğünü denemek için takınca dünyam aydınlandı. O dönemde her şeyi Bülent in defterinden okuyup ona soruyorum. Bulanık dünyadan görebildiklerim ve Bülent e sorup anlattıklarından anlayabiliyorum. Ömer Baykan beni Bülent ile konuşurken görüp tahtadan bir şey sordu. Ne olduğunu anlayamadan 1 aldın dedi ve oturdum. Meğer Ömer Baykan ın bir huyu varmış, hiçbir zaman sınavda daha önce aldığın notun 1-2 nottan yukarısını veya aşağısını vermezmiş. Yani bir adam ya iyidir ya kötü. İyileşirse öyle ani düzelmeler gösteremez.

İlk yazılı 2, ikincisi 3, üçüncüsü 4. Halbuki her şeyi Bülent ten aynen yazıyorum. O yüksek not alıyor ben düşük. Karneye geldi 3. Eve bir şey anlatmak mümkün değil. Zaten onlar ekonomik mücadelede. Başarından yalnızca sen sorumlusun. Hoca her zaman haklı. Öyle özel ders falan mümkün değil. Para yok ki. 2. yarıda yazılılar 3, 4, 5. Ortalama 4. Kısacası çaktık. Ne olursa olsun zamanla hepsi geçti, ama delip de geçti.

Kıssadan hisse; çocuklarımızın ve artık torunlarımızın öncelikle ruh ve beden sağlığını çok dikkatli gözlememiz gerekiyor. İkincisi de çevre ile ilişkilerini takip etmek lazım. Malum, bizim oğlan mazbut lakin ahali puşt.

Sevgilerimle

Tunaya Kalkan
(11.4.2008)


Sonunda beni de kiskirttiniz. Sevgili hocamiz Omer Baykal (soyadi benim aklimda oyle kalmis) ile ilgi
animi da ben anlatayim.

Orta 1 A'da Omer bey bize Almanca hocasi olarak geldi. Daha evvel zannederim Hazirlik C'ye Almanca dersi verdigi icin biraz hakkinda bilgimiz vardi. Neyse, o ilkel yesil kapli, boyutlari ufak kitaptan Almanca ogretmeye calisiyoruz. Daha ilk hafta birinci
parcayi kisim kisim okutuyor, tercume ettiriyor. Parca bittikten sonra ertesi ders, "kim anlatacak?" diye sordu sinifa. Bendeki de cahil cesareti. Kaldirdim parmagimi. Anlat dedi. Eee, biz de Nazi Kruger'den gelmisiz. Ben anlattim, bir yerde durdurdu beni. Adin ne dedi, cebinden cikarttigi bir kagida not aldi ismimi. Sonra diger arkadaslarla devam etti. Ertesi ders, benden baslayarak herkesi elindeki listeye gore tahtaya kaldirdi ve ayni sirada dizdi. Elimizde o kitap. "Acin Ubunglari" dedi. Ben basladim. Ubung 1, bir kac tane Ubung yaptiktan sonra, tamam otur dedi ve 6 verdi. epey bir 6 alandan sonra, zannederim Cengiz, Hasan Husnu ve miktop Metin'e 7 verdi. Kekeleyen olanlar da 1 ile basladilar seneye. Geldik 2. parcaya. Parcanin okunup tercumesi bitti.
Ertesi ders, gelin bakalim caliskanlar dedi ve daha once 5 alanlar dahil hepimizi tahtaya kaldirdi. Ancak hepimizi daha once almis oldugumuz notlara gore dizdi bu sefer. 7 alanlar basta, sonra ben dahil 6'liklar ve 5'likler. En basta baba Cengiz. Basladi anlatmaya. 1. paragraftan sonra 2. arkadasa gecti, boyle kesip devam ediyor. Parca bitince yeniden baslatiyor. Ortadakilere
parcanin nereye gelecegi mechul. Sonra birkac Ubung, ayni notlara devam. 7'ler, 6'lar ve 5'ler. Ertesi ders ayni işlem 4 ve daha az not alanlarla tekrarlaniyor. Tabii ole, hemen o notlari yukseltmek mumkun degil. Ama bir teklemeye gor, hop not iniyor
asagi, siralama degisiyor.

Bir muddet sonra bizim 7'likler kapti isin puf noktasini; adamlar bolusuyor parcayi, siralarina gore 1-2 paragraf ezberleyip altta kalanin cani ciksin misali, bize parcanin neresinin gelecegi belli degil. Biz butun parcayi ezberliyoruz. Hafizlayacaz diye
canimiz cikiyor, 7'likerin sirasi belli, gelin deyince hemen testi bardak gibi, ezberledikleri paragrafa gore diziliyorlar. Sozluye kalkarken tabi o sirayi kapmak icin acaip bir kosma var. Bizim canimiz cikiyor. Birgun sinifa sordu, "kimin babasi hakim?" diye. Essek Esref harekete gecinceye kadar, ben elimi kaldirdim. Baban beni gorsun dedi. Belki hatirlarsiniz, rahmetli peder Sultanahmet Adliyesinde savci yacimcisi, her oglen Esref'in babasi gibi okulda o da. "Aman baba hoca seni istedi dedim. Megerse kizinin bir bosanma isi miydi, yoksa bir kiraci meselesi miydi, simdi tam hatirlamiyorum, rahmetli peder bir sekilde cozdu isini.

Ertesi ders adam beni ismimle cagirmaya basladi sozluye. Nihayet bir sonraki sozlude, gelin bakalim caliskanlar deyince ben kalkmadim. Bana bakti, "Cayli sen?" dedi. "Hocam musaade ederseniz ben bir dahaki derste kalkacam dedim. Istemese de kabul etti. Ben bir sonraki derste 6'lik talebe olarak tembellerin en basinda kalktim. Bir hosuma gitti, ilk paragrafi anlattim, sonra birkac Ubung, aldim notumu oturdum.

Sonra butun sene ayni numara. Caliskanlar ilk sozlude ayakta, ben 2. sozlude tembellerin basinda, en onde, 1 paragrafi ezberlemis sekilde, butun sene oyle idare ettim. Valla hakkini yemis arkadaslarim olduysa, affetsinler ve haklarini helal etsinler artik. Ayni olanak onlarin eline de gecseydi, eminim onlar da ayni sekilde hareket ederlerdi.

Sevgili hocamizin not kadmesini ne zaman arttiracagi belli olmazdi. Cengiz bile 7-8 kere 7 aldiktan sonra ancak 8 alabilirdi, sene sonuna dogru 9'a terfi ederdi. 10 alamadan veya 1 tek 10 aldiktan sonra sene bitmisti hatirladigim kadariyla.

Allah gani gani rahmet eylesin hocamiza. Ama sunu da itiraf edeyim, yazililarda ne beklediysem, hep o notu almisimdir.

Orta 3'de, tam bitirme sinavlarinin oldugu sene de geldi bize. O sene ile ilgili anilar baska sefere.

Kafanizi agrittiysam affola.

Hepinize selamlar

TC

(11.4.2008)