Arkadaslar,

Biz 1980 yilinda yurtdisina giderken, evimizin esyalarini satip, verip ayrildik, fakat kiyamadigimiz belge ve kitaplarimizi da Hasip e emanet olarak birakmistik, tabii ki 23 yil yurtdisinda kalacagimizdan haberimiz yoktu. Ben 3 yil once Istanbula geldigimden beri bu kitaplari Hasip bir turlu alamadim, kismet dunmus. Cagaloglundaki dukkanindan 5 kucuk tasinabilir koli olarak aldim.

Hasipe burada sadakatinden ve sabrindan dolayi tesekkur ederim.

Kitaplari aldiktan sonra Cetine gittim ve orada isten arkadaslara bu olayi anlatinca, "aman Zeki bey 26 yillik emanet olur mu? Hicbirsey kalmamistir" diye hayrete dusenlere Cetin "yok yok Hasip te hicbirsey olmaz" dedi.

Bu guzel animi sizlerle paylasmak istedim.

Kolileri acinca icinde okula ait karne ve kucuk not defterlerimi, bircok duzeltilip not verilmis imtahan kagitlarimi buldum. Onceden kitaplari almis olsaydim yillikda kullanirdik, neyse 50. yilimizda kullaniriz.
Bu arada 27 Subat 1966 gunu, yanilmiyoram Uskudar Amerikan Koleji Tiyatro senligine, ait bir kagit buldum ve sizlerle onu da paylasmak istedim. Ekte gonderiyorum.

Zeki (23.3.2007)


Zeki,

26 yil sonra aldigin emanet hikayesine inanmakta hala zorlaniyorum. Hasip'in adi EMİN olmaliymis, onu yürekten kutluyorum, insanlik adina. Gün gelir bir torunum olur da bana ''emanet'' nedir ? diye sorarsa, hic fazla düsünmeden Hasip kardesimi anlatacagim.

Enis (23.3.2007)


 

Sevgili Zeki,
Hasip'le yaşadıklarını,O'nun ne kadar güvenilir olduğunu, bizimle paylaşman ne kadar güzel. Enis de bu konudaki yorumunu mükemmel bir şekilde dile getirmiş. Okurken çok mutlu oldum, ama hiç şaşırmadım. Hasip, böyle bir insan zaten. Hani poker oynarken, her zaman kasa olurlar. Para ve hesap, ona emanettir. Her şeyin doğru gideceğinden eminsinizdir. Gözünüz arkada kalmaz. Zaten İstanbulspor'un uzun yıllar masasını, kasasını, tasasını Hasip'e emanet etmiş olması, bu güvenin bir sonucu değil midir? İstanbulspor basket takımında 4. kümeden başladık ve art arda şampiyon olarak, sanırım 1. lige kadar çıktık. O sene ben, bir maçta sakatlandım ve sezonu kapattım. İmkanlar kısıtlı olduğundan formalarımı teslim ettim. Ancak 8 numaralı yeşil-siyah havlumu hatıra olarak tutup, iade etmedim. İnanırmısınız, Hasip o havluyu benden, 4-5 sene boyunca defalarca geri istedi. Amacı , kulübün zarara uğramamasıydı. Ben ise, elimdeki tek anımı vermemekte inat ettim. Bu gün doğru yapıp yapmadığımı sorguluyorum. Ama Hasip'in doğruyu yaptığından hiç şüphem yok.
Feyyaz'ın her zaman tekrarladığı gibi, sitemizde en önemli misyon, katılımcı olmaktır. Önceleri, sadece tek satırla katılsanız bile, bu sizi süreç içinde paylaşımcı olmaya götürecektir. Değer verdiğim dışımızdaki bir arkadaşımın, Emre için söylediklerini, ya da anılarımı sizlerle paylaşmak istemem, hep bu nedenledir. Mutluluklar paylaşıldıkça çoğalır. Bu karşılıklı haklı yüceltmelere, isterseniz pozitif enerji diyebilirsiniz, isterseniz körler ile sağırlar, birbirini ağırlar şeklinde düşünerek, bir ironi yapabilirsiniz. Ama Tanrı bile böyle düşünmüş olmalı ki, insanı iki cins yaratarak çoğalmasını sağlamış. Doğumda ve ölümde bile, özel haller dışında yalnız olmamışız. Bu düşünceleri, isterseniz feminist bağlamda bile olsa, çoğulcu ve paylaşımcı demokrasiyi savunan yedi kocalı Hürmüz'ün '' Tanrım, yalnızlığa ancak sen dayanırsın''. sözleri ile ifade edebilirsiniz, isterseniz aşağıdaki mısralarla.
Yalnız koştuğun her yarışta, mutlaka birincisin,
Ağlama ama yalnız kalınca.

Tayfun (23.3.2007)