Sevgili Ertuğrul'un acı haberini gecikmiş olarak duymanın üzüntüsü içindeyim.O'nu, efendi tavırları ve zeka pırıltıları ile dolu gülümseyen gözleri ile hatırlıyorum. Mezuniyetten sonra hiç görüşmemiz olmadı. Ailesine ve tüm sevenlerine sabır ve başsağlığı, Ertuğrul'a Tanrı'dan rahmet diliyorum.


Ertuğrul'un Anısına:
60 yıllık bir çınar yükseliyor bu Şehr-i İstanbul'un, çoğu yeri kirlenmiş, yozlaşmış sokaklarının isimsiz ve seçkin bir caddesinin köşesinde.Öyle ulu bir çınar ki bazı dalları Ankara, İzmir gibi başka şehirlerimize, hatta yurt dışına kadar bile uzanıyor. Mevsim artık sürekli Sonbahar; ağacın siyahlaşmış gövdesi üzerinde sarı sarı hazan yaprakları ışıldıyor. Zalim rüzgar estikçe koparıyor yaprakları sıra sıra...Yaprakların üzerinde isimler var. Yere düşmüş olanların üzerini okurum, fırsat bulup oradan geçtikçe. Daha düne kadar Murat ve Yavuz'un yapraklarını görüyordum. Ertuğrul'unki ağacın arka tarafında kalmış,düşeli bir süre olduğu halde, yeni gördük. Daha da üzücü olan, aralarında ,üzerinde Güray Selimbeyoğlu , Hasan Sadıkoğlu,Hasan Çadırcı, Barbaros gibi genç isimlerin de yazılı olduğu,yeşil yaprakların da bulunması, sararmanın o kendine has güzelliğini bile yaşayamamış olan. Acımasız rüzgar beklenmedik fırtınalarda onları koparıvermiş, daha yıllarca asılı kalmaları gereken dallarından.
Ey rüzgar, sana yalvarıyoruz, Tanrı'nın nefesi misin,yoksa gerçeğin sesi misin, bilinmez ama, uzun bir süre esme artık....Üzerinde Ertuğrul Beygo yazan yaprak, yıllarca yere düştüğünü hatırladığımız son sarı yaprak olsun.
Bütün içtenliğimle Tayfun Sayar (26.2.2007)