Arkadaşlar,
Aşağıdaki anım Oki Paşa ile ilgili. Tekin'in O'na övgüyle yaklaşmasına saygı duyarım, ancak ben Oki Paşa ile ilgili fikirlerine katılmayanlardanım. Düzen, disiplin konusunda O'ndan çok şey öğrendik. İzci odası, '' Her şey için bir yer ve her şey yerli yerinde '', '' Her şeyi bulduğun gibi bırak '', '' İki gülmek, bir büftek ''gibi pankartlarla doluydu ve sistem içinde farkına varmadan da olsa biçimleniyorduk.
Ben, Oki'nin hazırlık sınıfında 2. etüt öncesi, bir teneffüs boyunca Feyyaz ile Yorik'i nasıl acımasızca dövdüğünü gördükten sonra onu sevemedim. Zaten O da beni sevmezdi. Tekin oymak başı yardımcısı olmasaydı ben, değil şef, belki izci bile olamazdım. Ben ve İsmet, 1. şeritlerimizi Murat'ın, 2. şeritlerimizi ise ( O sene Murat mezun olmuştu ve oymak başı yardımcılığına en kıdemli olan Tekin gelmişti. )Tekin'in elinden almıştık..
Aşağıda bu defa da benden dinleyeceğiniz Oki Paşa anısında daha fazla ayrıntı var ve Tekin baş rolde. O, her halde ya tam hatırlayamadı ya da çok fazla kendini meth etmiş gibi olmak istemediğinden bir kısmını es geçti.
Tekin'in 50 kuruşluk borcu:
Sene 1968, Haziran'ın ilk günleri. Ertesi gün son bitirme sınavına gireceğiz. Bir ay sonra Üniversite sınavı var, on gün kadar bir izci kampı yapıp, moral toplamaya, yorgunluk atmaya karar verdik. Bu arada okulda kalıyoruz. Haber geldi, Oki şefleri izci ocağında bekliyor. İzci ocağı, o zaman giriş katında, şimdiki müzenin karşısında bir yerde. Ping pong masasından yapılma ortadaki büyük masanın etrafında ayaktayız. Cimriliği ile meşhur Oki Paşa, kollarını kavuşturdu, sağ elinin işaret ve orta parmaklarını dudaklarının üzerine koyup '' Paşalar '' dedi '' Bir o.... çocuğu bu masanın üzerinden bizim 1 liramızı çalmış, halbuki bizden borç istese biz ona 5 lira (bir an söylediği miktardan kendisi de korktu.). yok yahu 2,5 lira. veririz. ''dedi. Parayı alan hakkında hiç birimizin fikri yok Derken en üst rütbeli şefimiz olarak Tekin'i dürtükledik. Kamp olayını aç diye. Tekin, söz istedi: ''Hocam, kamp yapmak istiyoruz, bize giysi, balta, çadır vs. teçhizat verir misiniz ? '' dedi. Melih o gün bizi ziyarete gelmiş, o da aramızda. Oki, kampa izin vermediği gibi, teçhizat da vermedi. Tekin çok sinirlendi ve tarihi konuşmasını yaptı.
'' Hocam, yıllardır bu ocağa canla başla hizmet ediyoruz. Sırasında bu nedenle derslerimizi aksattık, gece yarılarına kadar boru, trampet parlattık, sırasında tatil günlerinde bile gelip oymağımız için çalıştık. Sakarya oymağı, bu gün, İstanbul hatta Türkiye çapında bu kadar önemli bir yere sahipse, bunda bizlerinde payı olduğunu düşünüyorum. Bu yaptığınız bize karşı büyük haksızlıktır.'' diye başlayıp, yıllardır içinde birikenleri döktü. ( Gerçekten, o yıllarda izcilikle ilgili önemli toplantıların bile bir kısmı bizim okulda yapılırdı. Tunaya'nın siteye sertifikasını gönderdiği, bir kaç gün süren oymakbaşı kursu da bizim okulda yapılmıştı. Aynısından Tekin, Melih, İsmet ve bir iki arkadaşımızda da vardır.Sadece ben Kadıköy lisesinden gelen, Gül isimli bir kıza takılıp, seminer ve tatbikatları aksattığım için bu sertifikayı alamadım. Üstelik, Gül'e bile sertifika verdiler. Sanki ben kursu tek başıma kırmışım gibi ).Tekin,yaklaşık 10 dk. süren söylevini '' Çok maddi bir insanmışsınız hocam,YAZIKLAR OLSUN. '' diye bitirdi. Oki Paşa, sarsılmış görünüyordu. Bir süre suskunluk oldu, belli ki Tekin'in söylediklerini değerlendiriyor, kendisi ile bir iç hesaplaşma yapıyordu. Sonra ağır ağır Tekin 'e döndü ve '' Paşa, siz bize olan 50 kr. borcunuzu niçin hala ödemiyorsunuz ? '' dedi. Yıkılmıştık. Tekin cebinden çıkardığı 1 lr.'yı hiddetle masaya vurdu. '''ÜSTÜ KALSIN''' dedi ve odayı terk etti. Bizler de O'nu takip ettik.Bu sanırım Tekin'in o odadaki son anısıdır.
O kampı biz, yine de Şile 'de sivil kamp olarak yaptık. O da ayrı bir maceradır.
Sevgiler Tayfun (20.2.2007)
Not: Sevgili Tekin, yazının bütünlüğünü ve içeriğini bozmayacak ufak tefek hatalar yaptımsa affola....