Sevgili Süheyl,
Yazdıklarını gerçekten zevkle okuyor, hatırladıklarına gıpta ediyorum. İşin özüne dokunan düzeltmeleri tabii ki yapacaksın. Baksana 81 Selçuk'u yanılgı sonucu potansiyel suçlu grubuna kattım. Hem de O'nun ilgi alanının farklı olduğunu bile bile..Ama bir gece sahne tarafındaki kargaşayı gayet net hatırlıyorum, her halde başka bir olay ile karıştırdım.
Bu da senin kaderin, ben yazacağım sen düzelteceksin sevabına. Zaten bu kadar çok yazıp hiç yanılmasaydım adım Tayfun Sayar değil BİLGİSAYAR olurdu. Bir zamanlar FIRT dergisinde rahmetli Tekin Aral TALAT'ın KAHVESİ başlıklı anılarını yazardı her hafta köşesinde. Çok sonraları bunların bazılarının kendi hayal mahsulleri olduğunu yazmıştı ama bizim için fark etmedi. Biz zevkle okumaya devam ettik.
Bizimkiler öyle değil. Gerçek olaylardaki masum yanlış hatırlamalar ve konuyu zevkle okunur hale getirmek için yapılan üslup fantazileri. Hem yazmak bana iyi geliyor. Konu konuyu açıyor, bellekler tazeleniyor. Ne kadar dolu dolu yaşadığımızı görüyoruz. Çevrenizde kaç kişinin bu kadar çok okul anısı olduğunu araştırın, İel'de yatılı okumanın farkını göreceksiniz. '' Tayfun, Arap Aziz'i yaz '' dedin yazdım, herkes ilaveler yaptı. Tunaya'nın bacağı dedim, adam iki sayfa yazı yazdı. Horozu tahrik ettin, adam ne güzel şeyler paylaştı bizimle. Savaş anıları başlattık, Zeki 'yi '' Ateşkes yapın, Feyyaz yetişemiyor sitede '' dedirtecek kadar ortalık şenlendi. Feyyaz'cığım, Allah eline beline kuvvet versin. Bir kaç genç İel'liden ( z.B Nurettin Selsil ) '' Ağabey sitenizdeki anılarınızı zevkle okuyorum, ne güzel günler yaşamışsınız '' gibi övgüler aldım sitemiz adına. Demek ki sadece yabancılar için değil, diğer İel mezunları arasında da çok özel şeyler yaşamış bir jenerasyonuz.
1- No.lu büyük yatakhaneye girip sola dönünce, en dip yatakta altta 65'li Şeref yavrum yatıyordu diye hatırlıyorum. Yanında ben, benim üzerimde ( 63 ? ) Rafet, yanımda sen. Senin üstünde 81 Selçuk ( Karıştırdımsa düzeltirsin bir zahmet. ) Şimdi düşünüyorum da ne riskli bir dağılım.Seninle benim verilmiş sadakamız varmış, kazasız belasız atlattık o günleri. Yatakhane ağabeyimiz kimdi ? Hatırlıyor musun? 65'lilerden Raşit ya da klasiklerden Ersan Kale ağabeyimiz olabilir mi ?
1 -C veya 2- C deyiz. Dazlak nöbetçi. Biyolojik saatim beni zilden az önce uyandırdı, henüz yataktayım Allahtan. İki ranza ötemde de biri kalkmış yatakta oturuyor, üstünü değişecek. Dazlak'ın şerrinden korkuyoruz. Tam o sırada kapı açıldı Dazlak girdi.Bizimki zaten sabıkalı bir yatakhane. Dazlak'ın amacı zil ile birlikte trampet sopası ile dolaba vurmaya başlayıp, ''Hadeee, hade bakayım'' diye bağırıp beynimizi dikmek. Birden yatakta oturanı gördü, tapesinde bitti, başladı sopayla vurmaya. ' Ulan daha zil çalmadan niçin kalkıyorsun' ?Çocuk canını kurtarmak için kendini yorganın altına attı. Dazlak vurmaya devam ediyordu ki , tam o sırada zil çalmaya başladı ve inanın Dazlak bu sefer de ''Ulan zil çalıyor hala yatıyor musun'' diye dövmeye devam etti çocuğu. Bir seferinde de 2- C de olabilir, Bedii'nin parası çalınmış. Dazlak, yanında birileri daha sınıfa geldi, arama yapıyorlar. Ayakkabılarımıza kadar çıkarttılar. Resmen hapishane koğuşları araması gibi bir sey. Parayı bulamadılar. Bu arada benim ceplerimde misketlerimi buldu. Aramanın başarısız geçmesinin hıncını benden aldı. Hem misketlere el koydu hem de '' Buraya okumaya mı geliyorsunuz , misket oynamaya mı ? 'diye bağırarak suratıma esaslı bir tokat attı. Ben de içimden yedi sülalesini sevindirdim. Dazlak 'ın başka bir okula tayini çıktığında , birilerinin arka bahçede horoz kestiğini hatırlıyorum.
Perşembe eğlencelerinden,Ömer Yasa 'nın sunuculuğunu,hikayelerini, Erol Evgin 'in Elvis Presley şarkıları söylemelerini, bir de kısa tiyatro oyunu hatırlıyorum. Almanca olarak yalancı bir çoban hikayesi gibi bir şeydi. Ata, Feyyaz ve Ferit yanılmıyorsam avcı rolündeydi ve aksesuar olarak izci odasındaki 3 adet havalı tüfeği kullanmışlardı. Oyunda galiba Kuntsav Foça ( 194 ) de vardı.
Sevgili Haldun, savaşma seviş mesajı veriyorsun ama PERİ'li günler ve geceler de bir anlamda cinsel kimliğimizin ilk savaşları değil miydi? Yani onlarda bu bağlamda savaş anısı sayılır. Süheyl bu sefer de beni dolduruşa getirmeyi başardı. Ama bu seferki uzmanlık alanım. Tuvaletlerin çeyrek daire şeklindeki camlarının ardında, bir bakıma kapalı balkon gibi, bölümler vardı. Zula olarak kullanılırdı . Sigara paketi,Peri dergileri gibi, aramalarda bulunmasından korkulan şeyler, buralarda saklanırdı. Böylece ortak kullanıma da açık olurdu. Haliç 'te telef olmuş yiğitler olmasaydı, gayrı safi milli hasılamız, bu gün için 5-10 doları geçemezdi herhalde!!!
Sina ve Süheyl 'in 15.00-17.00 teneffüsünde boş sınıfta Peri ve benzeri dergileri okurken ilginç uygulama teknikleri geliştirdiklerini de hatırlıyorum. Süheyl 'in benden beklentisini boşa çıkartmamak için beynimdeki Peri sayfalarında bir sörf yaptım. Öncelikle , Mine Mutlu Haldun 'un hatırladığı gibi Peri kadrolarında değildi. O, Arzu Okay, Figen Han, Zerrin Egeliler, Zerrin Doğan gibi sanatçılarımızla beraber 70'li yılların starlarındandı. Ama Haldun da benim gibi daha sonra da bu sanatçı hanımları izlemeye devam etmiş anlaşılan.
Peri sayfalarında, sizin yazdıklarınızdan başka; Diclehan Baban, Muzaffer Nebioğlu, Mine Soley, İnci Birol, Gülsüm Kamu, Gülgün Erdem, Oya Peri, Suzan Avcı gibi sanatçılarımızın filmlerinden alınmış erotik sahne görüntüleri olurdu. Sevda Ferdağ'ın Adem ile Havva filmi görüntüleri, Nebahat Çehre yatakta çıplak yatıyor, başında Yılmaz Güney O'nun mahrem yerlerini banknotlarla örtmüş. Profuma skandalından Mandy çizgili mini elbisesi, Christina Keller siyah mayosu ile sandalyeye ters oturmuş haliyle gözlerimin önünde. Tek eli ile çıplak vücuduna sansür yapmaya çalışan şahane kadın Sevim Çağlayan, Günahkar Çarşaflar ve Askerlerin sevgilisi Joan Collins'in playboydan alınan resimleri bir başka güzellik. Ama benim favorim, Kilyos sahillerinde bir üstsüz Sevinç Pekin, ilk monokiniyi giyen Zuhal Tan,şahane fiziği ile dansöz Zennube ve nilüferler yüzen havuzdaki muhteşem ıslak ve çıplak görüntüsü ile Virna Lisi idi.
Yani şimdi Süheyl, seni ne yapayım. Ciğerim yanıyor. Heeyt tutmayın beni .
Perili günler, sevgiler Tayfun (17.2.2007)
Bu bir hafta sonu kıyağıdır, kıymetimi bilin.


Sevgili Tayfun,

Bu senin fantazine ne benim hafizam, ne Feyyaz’in bilegi ne de web sitesinin parasi yetisir,ama olsun sen hayal ettikce yaz, cok seyleri aklimiza getiriyorsun.

Ben ve Selcuk pencere sirasinda yatardik, benim 5-6 yatak ilerimde ustte Feyyaz yatardi, adam yorgan pikeyi uzerine ogle bir cekerdiki, dazlak dahil kimse altinda adam uyudugunu anlamazdi. Feyyaz da istedigi saatte sabah etudune inerdi...

Yatakhane agabeyini hatirlamiyorum, ama gece cok samata oldugunda kapinin hemen girince solunda altta yatan Arap Seref ( Oktay Avrum-biz Yavrum bilirdik, sen yine karistirip miks yapmissin) kafasi kizdimi, ‘kesin ulan artik samatayi, uyuyacagiz’diye bir nara atardi, ortalik sut liman kesilirdi.

Profumo skandali ileriki yillarda patlamisti, bana cagrisim yaptirdin, Ingilizce Hocamiz Saliha Hanim, bizlerin yezitliklerini biliyor, sululuklara hic prim vermiyor... Lise 1 veya 2 herhalde. Saliha Hanim Guray Selimbeyoglu haftanin gunlerini say bakalim dedi, tabii rahmetli bu firsati kacirir mi, Hocam Mandy, Tuesday...diye o far gibi yanan gozlerinle Saliha’nima siritarak bakinca butun sinif kahkayi patlatti,Saliha’nım ‘otur yerine terbiyesiz, baska biri saysin’ dedi ve hemen konuyu degistirdi...

Rahmetli Yavuz’la ilgili bir enstantenemi aktarayim. Lise bitirme sinavlarin son gunlerindeyiz, tabii sinava girenler okulda kaliyoruz. Bir ara bugünkü mezunlar cemiyetinin arka tarafinda baktim bir gurup tolanmis kitap yakiyorlar, atesin basinda da Yavuz. Herhalde Edebiyat bölümü tarih veya felsefe, bilemiyorum, ben Yavuz’la hic ayni sinifta okumak sansina erisemedim, ama cok izdirap cektikleri bir sinavdan cikmislar ve bir daha bu konuya hic dokunmam gibilerinden, Yavuz, Acar ve hatirliyamadigim birkac kisi, o dersin kitaplarinitutusturmular, keyifle seyrediyorlardi. Yavuz soyle, anlamli, anlamli bakti, o sempatik hinzir gulusuyle,’ne yapalim abi, buramiza kadar gelmisti’dedi. O sahne dun gibi gozumun onunde.

Tayfun tefrikalarini bekliyoruz...

Sevgiler, Suheyl (18.2.2007)


Sevgili Tayfun,sevgili Süheyl

Hepiniz birşeyler hatırlıyorsunuz ama hiçbiri tam değil.Gerçi benim yazacaklarım da tam doğru olmayacak büyük ihtimalle ama yine de doğruya biraz daha yaklaşmamızı sağlayabilir.1 Nolu yatakhanede solda en sona yakın iki alt yatağın birinde ben,diğerinde Melih Özcan(Fereli)yatıyordu.Benim üzerimde Rafet yatıyordu.Süheyl yazınca çok düşündüm fakat ben Selçuk'un Melih'in üstündeki yatakta yattığını sanıyorum.Hafızaları zorlamaya devam.
173 Levent
(19.2.2007)