Sevgili Doğan Gürsoy (199),
Yüzü gibi kalbi de çok temiz, adam gibi bir dostumdur. Ona kızamazsınız bile; yardımseverdir, ona ihtiyacınız olduğunda hep yanınızdadır.Arkadaşları gibi öğretmenleri de O'nu çok severdi ancak bu gerektiğinde kırık not vermelerine engel değildi.
Doğan o yıllarda da kilolu, takma adı TOMBALAK ancak yemekhaneye bir koşuşu var, değme atlet yanında halt etmiş.Benim okul atletizm takımında derecelerim var ama yemekhane koşusunda O'na yetişmek imkansız gibi.
2-C'deyiz. Doğan en önde kapı tarafında oturuyor, arkasında Ata Murat Sel,Ata'nın yanında ben. Ata yeni bir saat almış, dakik mi dakik.'' 3-2-1-0 ''diyor zil çalıyor. Ata saati ile gurur duyuyor, biz de saate endekslenmişiz.Sabah etüdü, kahvaltı ziline 5 dk var. Ata ''Dikkat et Tombalağa bak ne yapacağım'' dedi. ve Doğan'ı dürtükleyip ''Zile 1 dk var'' dedi. Doğan hemen takım topladı, defter,kitap sıranın gözüne girdi,vaziyet aldı,sağ ayağı sıradan çıktı, START'a hazır.Ata sayıyor,23-22-21....3-2-1 ve 0 Doğan bir ok gibi kapıya fırladı ve o anda sanki senkronize, kapı açıldı ve DAZLAK içeriye girdi;daha doğrusu girecekti ama Doğan O'na bodoslamadan öyle bir daldı ki ne olduğunu şaşırdı. Daha zile 5 dk falan var. Doğan Dazlak'ıgördü,ruhunu teslim ediyor, mutlaka kelime-i şahadet de getirmiştir.İşte sevilen öğrenci olmanın avantajı.Bizlerden biri olsaydı Dazlak derimizi yüzer,tuz basar yine de tatmin olmaz bir temiz de sopalardı.'' Doğan, oğlum ne oluyor'?'' dedi.Doğan da nabız sıfır,ağladı ağlayacak, bir şeyler söylemek istedi sesi çıkamadı. Dazlak sırf Doğan' a vurmamak için kapıyı vurdu çıktı. Doğan'ı tam hayata döndürmüştük ki kahvaltı zili de çaldı.
Doğan o gün belki de ilk defa yemeğe koşmadan kroke vaziyette gitti. Herkesin Tombalak gibi dostları olması dileği ile.
Tayfun Sayar (19.1.2007)