Izci Oymagi

Sevgili Kemal , Izci oymaginin, oymak basi diplomasi sahibi, boru takimi sag basi rütbesi ile emekli eski bir ferdi olarak yazdiklarina candan katiliyorum. Ülkemizde kurum ve sistemler kisilere bagli olarak kuruluyor, gelisiyor veya çöküyor. Ne yazikki üç nesil devam eden sirketler bile yok gibi.
Izci oymagimiz Oki pasa nin gayretleri ile o dönemde en parlak günlerini geçirdi. Ancak bu yalnizca merasim izciliginden pek öteye gidemedi. Az da olsa ferdi çabalarla izci kamplari olmustur. Bunlardan
bir küçük örnegi 8 kisilik bir grupla Sile de yapmistik. Tayfun güzel yazim dili ve hafizasi ile anlatirsa o günleri anmis oluruz.
Merasim izciliginde Istanbul da (herhalde Türkiye de) en iyisi bizdik sanirim. Arka bahçede boru trampet ve yürüyüs provalari yapar, merasim öncelerinde boru ve trampetleri kaol ile parlatir, giysilerimizi en temiz sekilde elden geçirirdik. Her bayram ve okulumuzun rahmete kavusmus hocalarinin cenezelerine (boru-trampetsiz)katilirdik. Hatta simdilerde unutulmus gibi görünen hava sehitleri günlerine bile giderdik.
Bir kez 29 Mayista Istanbul un Fethi kutlamalari programinda Dolmabahçe Stadindaki törenlere gece davet edilmistik. Okuldan takim halinde Dolmabahçeye yürüdük. Gazhane tarafindaki genis kapidan stada girdik. Tam giriste Tekin in el silensio solosunun ardinan borular ve trampetlerin ayri ayri kulaklari yirtan muhtesem sololari ile düzenli olarak sahaya yayildik. Stat tezahurattan yikiliyordu. Bizi harp okulu sanmislar. O kadar muhtesem bir gösteriyi ancak onlar yapabilir saniyorlardi. Sahada bir birimizin içinden geçislerle gösterimizi tamamlayip yerimizi aldik. Senin Beyazit meydaninda dedigin olay iste o gündü. Gece gösteriler sonunda geç saatte okula dönüp üstümüzü degistirdik. Ben kosa kosa Sirkeci ye inip son trenle Bakirköy e, eve geldim. Diger arkadaslar ne yapti bilmiyorum. Rahmetli annem telas ve heyecanla beni bekliyordu. O günlerde telefon olmadigindan haber verememistim.

Tunaya Kalkan



Sevgili sag bastan birinci Aidali borucu Frosch

Tatil sana yaramadi. Olaylari karistiriyon. 29 Mayis'in provasini hatirlamiyorum ama o gece aynen senin dedigin gibi olmustu. Benim bahsettigim baska bir merasim.Beyazit meydaninda yerimizi almaya gelirken meydana "Savas" ile girmistik. Kuleli askeri lisesi bizden önce yerini almis oldugundan onlarin önünden geçmistik. Kumandanlari o gün bana gelerek tebrik etti. Zaten 29 Mayista kuleli yoktu ki kumandani orada olsun. Katildigimiz merasimlerin yani sira dedigin gibi pek çok cenaze kaldirdik. On Kasimlarda da sevgili Atamizin Dolmabahçe Sarayinda vefat ettigi yataginin basinda nöbet tutardik. Yine bir 10 Kasimda Beyazit Marmara sinemasinda düzenlenen Atatürk konulu bir konferansta bize kapiyi tutma görevi vermislerdi. Içerisi dolduktan sonra kimseyi almayin dediler. Kapiya saldiran gözü dönmüs halkla nasil bogustugumuzu hatta zaman zaman yumruk yumruga geldigimizi hiç unutmayacagim . Toplum polisinin hiç olmazsa copu vardi. Biz gariplerde o da yoktu üstelik bermutad kisa pantolonluyduk. Sanirim en zorlandigimiz günlerden biriydi.
8 kisilik Sile macerasi gerçekten de nakletmeye deger. O kadrodan aklimda kalanlar Melih, Ismet, Tayfun, Tunaya, Hirayr ve ben ... diger iki kisi kimdi simdi çikaramadim. Tayfun yazarken jandarma korkumuzu, çiplak denize girerken basilmamizi, Ismetin bacaginda yakaladigimiz garip böcegi,"Ne güzel olmus !" diye afiyetle yedigimiz 2 ekmege 100 gr kiymali köftemizi sokak köpeginin bile yemedigini unutmasin. Derhal düzeltirim ona göre.....

Izci görüntüleri konusunu henüz halledemedim. Zira görüntüler rahmetli babamdan kalan video bantlarin birinde. 8 mm'den videoya çekmisti.Önce arayip bulmam gerek, sonra hatirladigim kadariyla içinde baska konular da bulunan o bandin içinden ayiklayip CD ya da DVD'ye kopyalatma islemi geliyor. Ilk firsatta halledecegimden emin olabilirsin.

Sevgilerimle Tekin


Sevgili arkadaslar

Cevat Sedef bir müzik hocamizin marsimizin sözlerinde kendince uygun bularak yaptigi degisikligin düzeltildigini bildirdi ve bence sorun kalmadi. Diger taraftan Cevat 1967-68 yillarinda Istanbulu sarsan
görkemli izci takiminin yeniden olusturulmasini önermis ve Tayfunla yeni adres göstermis. Bu konuda bir çift laf etmek isterim.

O dönemdeki izci takiminin Türkiyenin en güçlü lise takimi oldugu tartisilmaz bir gerçektir. Diger okullar dört bes boru ve trampeti bir araya zor getirirken biz 20 boru 20 trampet ve 100 kadar yaya ile, tek tip üniformalarimizla ve neredeyse askeri disiplinimizle Istanbul vali yardimcisindan, protokoldeki üst rütbeli subaylara kadar konu ileilgilenen herkesin hayranligini kazanmistik. Diger izci takimlarinin
boru ve trampetleri bir araya toplanip geçerken bizi ya hepsininönünde ayri geçirirlerdi, ya da boru, trampet ve yaya takimlarimizi ait olduklari grubun en önüne yerlestirirlerdi.

Bendeniz de Istanbuldaki tüm liselerin boru komutani idim. Bir 29 Ekim bayraminda diger liselerin sefleri "ayirimcilik yapiliyor" diye itiraz etmislerdi. Tören komutani hepimizi bir siraya dizip sirayla "ti" çektirdi. Ben o zamanlar sigara içmiyordum ve gögsümü 16 cm sisiriyordum. Neredeyse hepsinin toplami kadar uzun ve hatasiz bir "ti" çekince söylenecek sözleri kalmamisti. O takimda gerek borucular,
gerekse trampetçiler kendi alanlarinda Istanbul'un en iyileriydi. Bunu saglamak için arka bahçede nasil saatlerce çalistigimizi arkadaslarimizin çogu hatirlayacaktir. O takimin yaratilmasinda emegi
en fazla geçen Melih Özensel, Ismet Tanyildiz, Tayfun Sayar ve sevgili trampet sefimiz rahmetli Hasan Çadirci'yi anmadan geçmek haksizlik olur.

Izci olanlar hatirlayacaktir ; önümüze herhangi bir okulu düsürürsek, zavallilara adimlarini sasirtir ve sonunda çalmayi birakarak bizim tempomuzla yürümeye zorlardik. Bir merasimde Galatasaray lisesini bu
sekilde yakalayarak okullarina kadar izlemis ve yol boyu çaldirmamistik.

Bir de Beyazit meydanindaki bir törene özel uvertür parçamizi çalarak giris yapmis ve yerimizi almistik ki bizden önce alandaki yerini almis olan Kuleli askeri lisesinin komutani gelerek beni tebrik etmis ve
bizi Deniz Lisesi sandiklarini ve hatta "vay be bu sene amma da iyi hazirlanmislar" diye düsündügünü söylemisti. Benim aldigim en güzel iltifatlardan biri budur...

Gelelim sadede... Böyle bir izci takiminin dagilip yok olmasinin tek nedeni o ocagi yüreginin bir parçasi olarak görüp gözü gibi koruyan OKI hocamizin (Faruk Yurtcanli) emekli olmasidir. Kendisinden sonra
gelen beden egitimi hocasi bu degere sahip çikilmasini kendince fuzuli gördügünden ocagin yagmalanmasina göz yummus, borular, trampetler ve DP kabinesinden mezunumuz Nedim Ökmen'in özel olarak yaptirmis oldugu gabardin üniformalar bizden sonraki izciler tarafindan çalinarak (haydi kabaliga kaçmayalim) ya da hatira amaciyla alinarak yok edilmistir. O izci takiminda görev yapmis tüm arkadaslarimin tekrar
böyle bir takim olusturulabilmesi için ellerinden gelen her türlü destegi sonuna kadar saglayacaklarina hiç süphem yok. Ama bu genel bir istekse (ki bu yaziya gelen tepkiler bunu belirleyecek) kalici olmasi
için ciddi bir organizasyon ile birlikte planlanmasi gerekir. Bunun için Vakifin maddi destegi (boru, trampet ve üniforma alimlari için), okulun bir izci ocagi ve depo tahsisi ve organizasyonu uygulayacak ve
envanteri takip edecek bir görevli tayini gerekir. Bu sartlar saglanabilirse takim yeniden kurulabilir, çalistirilabilir ve eminim yine Istanbulun en güçlü izci takimi bizim okuldan çikar. Hatta bu projeyi bir adim ileri götürüp bir bando takimi dahi kurmak mümkündür. Her sey yönetimin ve mezunlarin bakis açisina baglidir.


Görüslerinizi bekliyorum.

Sevgilerimle
Tekin Arcayürek (14.10.2007)