Güray mezun oldu.Ankara'da Disçilik Fakültesi'nde okuyordu.Babasi devlete ait bir çiftlik müdürüydü, yanilmiyorsam.Gözlük kullanirdi.Çiftlik içinde bisiklet kullanirken terleyince gözlügü gözünden düsüyor.Herzamanki muzipligi sonucu olacak ki,at üstünden egilip yerden birsey alan süvarileri taklit etmeye kalkisiyor.Gözlük için bisikletten egilince düsmüs ve kafasini tasa çarpmis.Allah rahmet etsin.
Adindan bahsedilince aklima geldi.Okulun bir ucunda,dernek binasi tarafinda, cepeçevre pencereli derslikteyiz.Ders Nurettin Topçu'nun dersi,Güray önümdeki sirada oturuyor,el kaldirdi.Bilirsiniz Topçu dersi böldürmez,tavana bakarak anlatir,zil çalinca da hemen giderdi.Nasil olduysa bu defa söz verdi.Güray sirada ayaga kalkarak heyecanla "Hocam Cevdet Sunay cumhurbaskani seçildi" dedi.Bir an sessizlik oldu,Topçu derse kaldigi yerden devamla bir cümle daha söyledi,durdu ve "sen nereden biliyorsun"diye sordu.Güray'in, elindeki transistörlü radyoyu göstererek,"simdi radyo söyledi" demesiyle birlikte ne oldu dersiniz?Gayet basit,tabii dersden kovuldu.
Güray'in muziplikleri bir degil ki,yasasaydi adi anilan bir komedyen olurdu,eminim.Elbette siz de hatirlarsiniz,Herr Weström tebesir elinde tahtada ders anlatirken kendinden geçerdi.Yine biraz önce bahsettigim derslikteyiz.Yaz mevsimi,pencereler kizaklarindan yukariya dogru sürülmüs,açik.Ben, çok çaliskanlarimiz gibi ön siralarda oturmuyorum.Arkalardayim.Görüs açim genis.Güray ayni ders içinde ,sayisinda yanilabilirim ama ,en az üç defa mutfak tarafindaki pencereden çikti,paratonerden indi.Disaridan dolanip sinifin kapisinindan tekrar girdi.Her girisinde de derse geç kaldigi için özür diledi.Sinifça bizi çok güldürürdü.Yine Weström'ün derslerinde ayni ders saati içinde birkaç defa tuvalet için izin istedigini hatirliyorum.

Ömer Faruk Çakici